VATANIM SENSİN YALAN OLDU

Kanal D'de başlayan başrolünü Halit Ergenç ve eşi Bergüzar Korel'in paylaştığı "Vatanım Sensin" adlı dizinin ilk bölümü yayınlandı. İnsanları hayrete düşüren tarih çelişkileri ile dolu olan dizi Selanik'i düşman kuvvetlerine Türk askerlerinin   para karşılığı nasıl sattığını, birbirlerini maddi menfaat için nasıl katlettiğini anlattıktan sonra, İzmir'e Yunanlılar'ın gelişini yine saçma sapan bilgilerle donatmış.

 

Hayal ürünü bilgilerle bezenmiş, insanların kafasını karıştıran diziye 16. Kitabı "Osmanlı'nın son hikayesi Firar" adını taşıyan Mutlu Tuncer tepki gösterdi.

 

Dizinin baştan aşağı, tarihle yakından uzaktan ilgisi olmayan bilgelerle hazırlandığını söyleyen Tuncer'in eleştirileri şöyle:

 

"Hainler var mıydı, tabii ki vardı.  Ama vatanseverler hainlerden çok daha fazlaydı.  İzmir'in işgalinde görülebilecek veya gösterilebilecek en büyük hain, elinde Yunan Bayrağı ile işgal güçlerini karşılayan vali İzzet Paşa'dır.  Kambur İzzet diye bilenen bu zat, vilayetteki personeli alarak dışarıya çıkmış ve hepsini "Zito Venizelos" diye bağırtmıştır. Ancak dizide bu bölüm yok, Hasan Tahsin'in kimsenin toplantıya gelmemesi ile ilgili yakınmaları var. Böyle bir şey asla olmamıştır.

İzmir'deki Türkler, Yunan ordusunun İzmir'e geleceğinin duyulması ile birlikte, harekete geçmişler direniş planları kurmuşlardır.  Şimdi, işgalden bir gün önce yaşananlara bakalım:"

 

VATANINI SEVEN ALLAH İÇİN GELSİN! (OSMANLI'NIN SON HİKAYESİ FİRAR SAYFA 117)

 

14 Mayıs gecesi,  işgal haberi artık tüm mahallelerde konuşulur olmuştu. Bir grup genç, İzmir Valiliği’nin önüne yürümüşler, valiye nota ileten subayların çıkışları sırasında “Bu vatanı sahipsiz sanmayın. Biz ölürüz ama yanımızda birçoğunuzu götürürüz” diye protestolarda bulunmuşlardı…

Daha sonra bir okulda toplanıp, direniş cemiyeti kurmuşlar, kuruculardan Köprülü Kazım, “İşe yarayan ne varsa, silah olarak kullanabileceğiniz her şeyi alın dağlara çıkalım ve savaşalım.” diye haykırmıştı. Bu gençler silahlanarak aynı gece iç bölgelere çekileceklerdi. Aynı gece, İzmir Müdafa-i Hukuk Cemiyeti, bir bildiri yayınlamış,  İzmir halkını Milli Birliğe ve işgale karşı silahlı direnmeye çağırmıştı. İzmir camilerinin minarelerinden selalar veriliyor, düşmana karşı birlik ve beraberlikle mücadele çağrıları yapılıyordu.

Yunan donanmasının geleceğinin kesinlik kazandığı 14 Mayıs gecesi artık direniş kararının alındığı tarih olmuştu. Camilerden yapılan duyurularla, direniş bildirilerine insanlar uymuşlar, koşarak toplantı yeri olarak belirlenen Bahribaba Parkına gelmişlerdi.  Sayıları 40 bine yakındı ve sabaha kadar ateşler yakmışlar protesto gösterileri yapmışlardı… Sabahın erken saatlerinde gemiler uzaklardan görünmüş, direnişçiler Konak’a doğru yürümeye başlamışlardı…

15 Mayıs’ta yürekleri dağlayan görüntüler ortaya seriliyordu…  İşte Yunanlılar sabahın ilk ışıklarıyla ve dev gemilerle gelmişler, bir kaçı kıyıya yanaşmış, askerlerini alkışlar ve tezahüratlar arasında indiriyordu… Yunan ordusuna mensup 12 bin asker karaya çıkmıştı.  Yunan birliklerinin içinde her biri 200 kişiden oluşan İngiliz, Fransız ve Amerikan birlikleri de vardı. Papaz Hrisostomas etrafta koşarak “Türkleri öldürün. Teki bile kalmamalı” diye haykırıyor, Rumları ve Ermenileri galeyana getiriyordu. Bir içler acısı durum daha yaşanacaktı… Vali İzzet Bey ve memurları ise, işgal kuvvetlerinin dayatması ile Kordonboyu’na karşılamaya getirilmiş, ellerinde Yunan bayraklarıyla “Zito Venizelos” diye bağırmaya mecbur edilmişlerdi… Hiçbir direnç göstermemişler, güçleri yettiğince “Zito Venizelos” diye haykırmışlardı… Ancak emperyalistlerin işgali göründüğü kadar kolay olmayacaktı. Çünkü İzzet Bey ve memurlarından daha farklı düşünenler çoğunluktaydı…

Bunlar Kramer Palas Oteli’nden birkaç yüz metre ötesinde konuşlanmışlardı. Daha sonra da Hükümet Konağı’nın etrafını sarmışlar bekleşiyorlardı. Bir Yunan alayı bayraklarla, arkalarında, yanlarında alkışlayan Rum vatandaşlarla Konak’a doğru gelmişlerdi… Valilik makamına girecekler ve şehri teslim almalarını simgelemek için Konağa Yunan bayrağı çekeceklerdi…

Gür bir ses duyulmuş ve o kalabalığın, o zafer çığlıklarının arasından bu ses mermi gibi kulaklara saplanmıştı:

-              Durun! demişti … Böyle ellerinizi kollarınızı sallayarak nereye girdiğinizi sanıyorsunuz? Bu kadar kolay mı? Bu kadar kolay mı bu şehri işgal etmek!

Askerler durmuştu…  Genç bir gazetecinin sesiydi bu… Kalabalığın önüne geçmiş, sıra sıra uygun adım hükümete doğru giden askerleri durdurmuştu… “Bu kadar kolay olmaz” diyordu…  Aydınlık yüzlü genç bir adamdı bu… Hukuk-u Beşer Gazetesi’nin Başyazarı Hasan Tahsin…

Elini beline götürdü, tabancasını çıkarttı ve ardı arkasına ateşlemeye başladı. Yunan alayı, çil yavrusu gibi dağılmıştı… Bir kaçı, cansız yere düşmüştü… Askerler sağa sola koşturup siper almışlardı… Hasan Tahsin boşalan tabancasını doldurma koyuldu… Saklanmamış, siper almamıştı… Karşı ateş geldi… Vücuduna birkaç kurşun isabet etmişti… Sendeledi, tabancası düşmüştü. Son bir gayretle cebinde sakladığı el bombasını fırlatabildi Yunanlılar’ın bulunduğu yere… Patlama oldu ve arkasından sıkı bir kurşun yağmuru… Cansız yere düşmüştü Hasan Tahsin… Silahlar susmuştu… Şimdi ortalıkta büyük bir sessizlik vardı… Askerler onun yanına gelmeye çekiniyorlardı… Ölmüş müydü sahiden?

Birkaç dakika geçince, komutanları çıktı ortaya, emirler yağdırdı askerlere… Arkadan başka bir grup asker koştu geldi… Büyük bir güvenlik çemberi oluşturuldu… Hasan Tahsin’in yanına büyük bir dikkatle gittiler. Çoktan ölmüştü… İki üç asker cansız yatan bedenine kurşun yağdırdılar… Yetmedi, süngülerle delik deşik ettiler!

İşgale ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin’in şehit edilmesi başlangıçtı… Yunanlılar, acımasız ve vahşi cinayetleri ile savaş literatürlerine yeni bir boyut getireceklerdi... Dünyanın, hiçbir yerde görmediği bir vahşilik sergileyecekler, çocuk, genç, yaşlı demeden öldürecekler, evleri basacaklar, yağmalayacaklar, kadınlara kızlara tecavüz etmekten çekinmeyeceklerdi… Sokakta yürüyen insanlara bile kurşun yağdıran zalimler, süngülerini de kullanarak ortalığı kan gölüne çevireceklerdi… Daha işgalin ikinci günü ölü sayısı 2 bini aşacaktı… İnanılmaz vahşi bir soykırım başlatılmıştı… Diğer taraftan Vahdettin ise, İstanbul’dan emirler yağdırıyor; İşgal kuvvetlerinin hoşuna gitmeyecek her davranıştan halkı men ediyordu... İzmir kan ağlıyordu. Her mahalleden feryatlar yükseliyor, acılar yürekleri dağlıyordu… Yakın il ve ilçelerde bu katliamlar duyulmuş, protestolar ve ayaklanmalar başlamıştı. Ancak İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edildiği henüz İstanbul Halkı tarafından duyulamamıştı. Çünkü gazeteler İtilaf Devletleri tarafından sansür ediliyordu.  17 Mayıs Cumartesi günü, artık işgal ve canice işlenmiş cinayetler İstanbul’da yavaş yavaş dilden dile yayılmıştı ve bu haberler ayaklanmaları başlatmıştı… 18 Mayıs’ta akşamüzeri   Darül     Fünun     (Üniversite)  öğrencileri ve öğretim üyeleri 4 bin kişilik bir toplantı yapmışlardı. Dr. Besim Ömer Paşa bu toplantıda şunları söyleyecekti: 

“Felaket o kadar derindir ki, mütehassis (üzgün, kederli) ne bir Osmanlı, ne bir Müslüman Türk vardır.  Darül Fünun bu milletin ruhu ve dimağıdır. Hissiyatımızın ulviyeti (kutsallığı) şiddete zamanında makul (kabul edilebilir nitelikte) teşebbüsler gerektirmektedir.”

Özgürlük fitili artık ateşlenmişti… İzmir’de, İstanbul’da ayaklanmalar, gösteriler bitmek bilmiyordu.

 

Mutlu Tuncer işgalden bir gün önceyi ve Yunan'ın İzmir'e çıkışını kitabında böyle anlatıyor. Tuncer dizide Türk insanının bu işgale duyarsız kaldığı imajının verilmek istendiğini ifade ederek, "Kurtuluş Savaşı'nın ilk kurşunu burada atılmıştır. Dana Yunanlı gelmeden, direniş hazırlıkları yapılmıştır. 40-50 bin kişi toplanmış, yemin etmiştir. Dizide anlatılan hikayeyi kasıtlı buluyorum. İzmir asla teslim olmamış,  işgalin ilk günü iki bine yakın insan ölmüştür" diyor. 




 

1.Canberram2016-11-01 17:54  
Ben de tarihciyim...cumhuriyet tarihi uzerine de yuksek lisansim var.dizileri yada film leri yuzde yuz gercege uygun olacak diye degerlendirmenin yanlis oldugu inancindayim.neticede ilgi cekici sahneler,reyting kaygisi,finansal beklentiler on plandadir.ancak bu dizinin hissettirdikleri onemli.oyuncular cok iyi,sahneler,dekor ...insani alip gotururuyor o doneme.kaybettigimiz topraklar ve hainler meselesi tuylerimi diken diken etti..cok ders var icinde.ve iyi islenmisti...muhtesem yuzyil hurrem de cok elestirilmisti...neticede halkimiz o donemleri merak etti mi etti...alip okuyup dogrusunu ogrendi mi...ogrendi...amacina ulasmistir oyleyse
2.Yiğit2016-11-01 14:40  
“TARİH YAZMAK, TARİH YAPMAK KADAR ÖNEMLİDİR. YAZAN YAPANA SADIK KALMAZSA DEĞİŞMEYEN GERÇEKLİK İNSANLIĞI ŞAŞIRTACAK BİR İÇERİĞE BÜRÜNÜR" ULUS VARLIĞINI YIKMAK İÇİN ULUS BİLİNCİNİ YIKMAK; TARİHİNİ AŞAĞILAMAK, SAYGINLIĞINI ÇİĞNEMEK GEREKTİR.
3.Selcuk2016-10-31 14:52  
Burada Türkler kaçtı ya da teslim oldu denmiyor..İzmir'i koruyan tabyalar Fransız ve İngilzi işgali altında..Ayrıca Yunanlılar Fransız ve İngiliz gemilerinin koruması altında..Yerli Rumlar çok daha önceden hazırlıklarına başlamışlar bile.. Sivil halkın bu kadar silahlı asker yığınına karşı çıkmasını kim bekler? Tabii ki geri çekilip, örgütlenecekler ve hazırlandıkları zaman düşmana saldıracaklar..İzmir'in işgaliyle ilgili çok fotoğraf var, dizi o sahneleri gayet güzel canladırmış.. Selanik'i teslim eden Hasan Tahsin Paşa ise gerçekten bir kurşun atmadan 26.000 askeri ile birlikte Selanik'i teslim etmiştir.. Rumca'yı Türkçe'den daha iyi konuşan Paşa'nın bir oğlu Arnavutluk'un Yunanistan sefiri olmuş, diğer oğlu ise doğrudan Yunan vatandaşı olmuştur..Teslim töreninin ne kadar alçaltıcı olduğunu ise Yunanlılar'ın ve Paşa'nın oğlunun yaptığı tablolarda görebilirsiniz..Filmdeki gibi para alıp almadıklarını bilemeyiz ama Bulgarlarla Yunanlılar'ı karşı karşıya getireceğine Yunanlılar'ı tercih etmiştir..Zorunluydu, çaresizdi, filan...Çok şley denebilir..Ama üslerine sormadan valinin teslim etmesi tek kelime ile ihanettir..
4.nejla2016-10-31 12:51  
bence de rezalet
5.Ayse2016-10-28 08:54  
Tarihimizi ; isleyen/işletilen sistemin kurgusal kalem oynatmalariyla dizilerden ögre(til)nen bir toplumun sorgulayan bireyi olarak yureginize/kalemine sağlık diyorum .ve diyorumki haftayı iple çekiyoruZ (m)😕sergilenecek rezaletler ne olacak acaba...

Yorum Yaz

İsim:

*